Herkese Masal

Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle

Sponsor Bağlantılar


Kategoriler





Sitemizde toplam 425 masal ve hikaye bulunmaktadır.

1 3 6 7 A B C Ç D E F G H İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z





Kategorisi - Hikayeler
Ekleyen - Admin
Eklenme Tarihi - 01.07.2008
0
0,0
Rating:0,0 yıldız
Görüntülenme: 230

 Oy ver...


Kıssadan Hisse

Sultan Murad Han o gün bir hoş"tur. Telaşeli görünür.

Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer.

Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil.

Veziriazam Siyavuş Paşa sorar:

- Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var?

-- Akşam garip bir rüya gördüm.

- Hayırdır inşallah?..

-- Hayır mı şer mi öğreneceğiz.

- Nasıl yani?

-- Hazırlan, dışarı çıkıyoruz.

Ve iki molla kılığında çıkarlar yola. Görünen o ki,

padişah hâlâ gördügü rüyanın tesirindedir ve

gideceği yeri iyi bilir. Seri, kararlı adımlarla Beyazıt`a

çıkar, döner Vefa`ya, Zeyrek`ten aşağılara sallanır.

Unkapanı civarında soluklanır. Etrafına daha bir

dikkatle bakınır. İşte tam o sırada yerde yatan

bir ceset gözlerine batar, sorarlar;

-- Kimdir bu?

Ahali: - Aman hocam hiç bulaşma, derler.

Ayyaşın meyhusun biri işte!..

-- Nerden biliyorsunuz?

- Müsaade et de bilelim yani. Kırk yıllık

komşumuz... Bir başkası tafsilata girer;

- Biliyor musunuz, der. Aslında iyi sanatkârdır.

Azaplar çarşısı`nda çalışır. Nalının hasını yapar...

Ancak kazandıklarını içkiye, fuhuşa harcar. Hem

şişe şişe şarap taşır evine, hem de nerde namlı mimli

kadın varsa takar peşine.. Hele yaşlının biri çok öfkelidir.

- isterseniz komşulara sorun, der. Sorun bakalım onu bir

cemaatte gören olmuş mu?.. Hasılı, mahalleli döner ardını

gider. Bizim tedbili kiyafet mollalar kalırlar mı ortada!..

Tam vezir de toparlanıyordur ki, padişah keser yolunu :

-- Nereye?

- Bilmem, bu adamdan uzak durmayı yeğlersiniz sanırım.

-- Millet bu, çeker gider. Kimseye bir sey diyemem...

Ama biz gidemeyiz, şöyle veya böyle tebamızdır.

Defini tamamlamak gerek.

- İyi ya, saraydan birkaç hoca yollar, kurtuluruz vebalden.

-- Olmaz, rüyadaki hikmeti çözemedik daha.

- Peki ne yapmamı emir buyurursunuz?

-- Mollalığa devam... Naaşı kaldırmalıyız en azından.

- Aman efendim, nasıl kaldırırız?

-- Basbayağı kaldırırız işte.

- Yapmayın, etmeyin sultanım, bunun yıkanması,

paklanması var. Tekfini, telkini...

-- Merak etme ben beceririm.

Ama önce bir gasilhane bulmalıyız.

- Şurada bir mahalle mescidi var ama...

-- Olmaz, vefat eden sen olsaydın nereden kalkmak isterdin?

- Ne bileyim, Ayasofya`dan, Süleymaniye`den,

en azından Fatih Camii`nden...

-- Ayasofya ile Süleymaniye`de devlet erkanı çoktur.

Tanınmak istemem. Ama Fatih Camii`ni iyi dedin.

Hadi yüklenelim... Ve gelirler camiye. Vezir sağa sola

koşturur, kefen tabut bulur. Padişah bakır kazanları vurur

ocağa... Usulü erkanınca bir güzel yıkarlar ki, naaş;

ayan beyan güzelleşir sanki. Bir nurdur, aydınlanır alnında.

Yüzü sâkilere benzemez. Hem manâlı bir tebessüm okunur

dudaklarında. Padişahın kanı ısınmıştır bu adama,

vezirin de keza... Mechul nalıncıyı kefenler, tabutlar,

musalla taşına yatırırlar. Ama namaz vaktine bir hayli

vardır daha... Bir ara vezir sıkıntılı sıkıntılı yaklaşır.

- Sultanım, der. Yanlış yapıyoruz galiba...

-- Nasıl yani?..

- Heyecana kapıldık, sorup soruşturmadan buraya getirdik

cenazeyi. Kim bilir belki hanımı vardır, belki yetimleri?..

-- Doğru, öyle ya, neyse... Sen başını bekle, ben mahalleyi

dolanıp geleyim. Vezir, cüzüne, tesbihine döner, padişah

garip maceranın başladığı noktaya koşar. Nitekim

sorar soruşturur. Nalıncının evini bulur.

Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Hadiseyi

metanetle dinler. Sanki bu vefatı bekler gibidir.

- Hakkını helal et evladım, der. Belli ki çok yorulmuşsun.

Sonra eşiğe çöker, ellerini yumruk yapar, şakaklarına dayar...

Ağlar mı? Hayır. Ama gözleri kısılır, hatıralara dalar belki.

Neden sonra silkinip çıkar hayal dünyasından...

- Biliyor musun oğlum? Diye dertli dertli söylenir...

Bizim efendi bir âlemdi, vesselam... Akşamlara kadar

nalın yapar... Ama birinin elinde şarap şişesi görmesin;

elindekini avucundakini verir

satın alırdı. Sonra getirip dökerdi helaya!..

-- Niye?

- Ümmeti Muhammed içmesin diye...

-- Hayret...

- Sonra, malum kadınların ücretlerini öder eve getirirdi.

Ben sizin zamanınızı satın aldım mı? Aldım, derdi.

Öyleyse şimdi dinlemeniz gerek... O çeker gider, ben

menkîbeler anlatırdım onlara... Mızraklı ilmihal.

Hucceti islam okurdum...

-- Bak sen! Millet ne sanıyor halbuki...

- Milletin ne sandığı umrunda değildi. Hoş, o hep

uzak mescidlere giderdi. Öyle bir imamın arkasında

durmalı ki, derdi. Tekbir alırken Kabe`yi görmeli...

-- Öyle imam kaç tane kaldı şimdi?

- işte bu yüzden Nişancı`ya, Sofular`a uzanırdı ya...

Hatta bir gün; Bakasın efendi, dedim. Sen böyle

böyle yapıyorsun ama komşular kötü belleyecek.

inan cenazen kalacak ortada...

-- Doğru, öyle ya?..

- Kimseye zahmetim olmasın deyip, mezarını

kendi kazdı bahçeye. Ama ben üsteledim. iş mezarla

bitiyor mu, dedim. Seni kim yıkasın, kim kaldırsın?

-- Peki o ne dedi?

- Önce uzun uzun güldü, sonra;

- Allah büyüktür hatun, dedi. Hem padişahın işi ne?






Bu sayfayı arkadaşına gönder.

e-Posta Adresin Arkadaşının e-Posta Adresi



Geleceği gören spor portalı >>> www.sporzin.com

Sponsor Bağlantılar


En Çok Okunan Masallar

En Son Okunan Masallar

Reytingi Yüksek Masallar

Rastgele Masallar

En Çok Okunan Tekerlemeler

En Çok Okunan Hikayeler

En Çok Okunan Masallar

En Reytingli Tekerlemeler

En Reytingli Hikayeler

Anasayfa | Rastgele Masal | Top 100 | Sen De Gönder | İletişim
banasiteyap.net herkesemasal.com © 2008 - 2011