Herkese Masal

Ana Sayfam Yap Favorilerime Ekle

Sponsor Bağlantılar


Kategoriler





Sitemizde toplam 425 masal ve hikaye bulunmaktadır.

1 3 6 7 A B C Ç D E F G H İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z





Kategorisi - Masallar
Ekleyen - Admin
Eklenme Tarihi - 13.07.2008
11
4,5
Rating:49,0 yıldız
Görüntülenme: 7444

 Oy ver...


Kırk Yalan

Çok eski zamanlarda bir padişahın üç oğlu varmış. Bu padişah sağlığında çocuklarına vasiyet ederek, bunların büyüğüne, “Sarı tüylü, mavi gözlü adamla konuşma,” deyip, bir sandık altınla bir de af vermiş. Ortancasına, “Köse ile görüşme,” diyerek bir yuları vermiş. Küçüğüne de “Cüce ile dostluk kurma,” diyerek bir çift üzengi vermiş.



Aradan bir zaman geçtikten sonra da eceli gelip ölmüş. Şehzadeler kendi başlarına kalmışlar. Günün birinde sarı tüylü, mavi gözlü bir adam saraya gelip büyük şehzadeye, “Ah şehzadem, sen beni ne çabuk unuttun? Baban sağken her zaman bana para verirdi, ben de onun sayesinde geçinirdim. Baban öldü, sen kaldın. Benim böyle parasız pulsuz gezmem senin şanına yakışır mı?” der.



Şehzade de bakar ki, bu soytarının biri, babasının vasiyetini unutup, bunu yedirir, içirir, sarayına yerleştirir.



Ertesi gün olunca, bu sefer de ortanca şehzadeye bir köse gelir, “Aman şehzadem, aç kaldım, açıkta kaldım, ocağına düştüm,” diyerek, babasının vasiyetini hiçe sayan şehzadeyi kandırır, o da saraya yerleşir.



Üçüncü gün küçük şehzade çarşıda gezinirken bir cüceye rast gelir. Cüce şehzadeyi görünce, “Aman şehzadem, bana merhamet et, zira aç kaldım, hiçbir iş yapmaya gücüm yetmez,” diye yalvarmaya başlamış.



Cücenin hali şehzadeye pek dokunur, ona saraya gitmesini söylemiş.



Cüce de saraya varıp, sarı tüylü, mavi gözlü adamla kösenin yanına yerleşmiş. Üçü birlikte yemişler, birlikte içmişler, birbirleriyle arkadaş olmuşlar, her gün şehzadelere türlü türlü soytarılıklar yaparak onları eğlendirmişler



Şehzadeler bu üç adamın yaptığı soytarılıklardan öyle hoşlanmışlar ki, bunlara yere göğe koymaz, gece gündüz yedirip, içirip, kendileri de hiçbir işe bakmaz olmuşlar.



Hazıra dağ dayanmadığı gibi, bu üç adam böyle har vurup harman savurarak kısa zamanda büyük şehzadenin bir sandık al tınını tüketmişler. Şehzade parasız kalınca ne yapsın? Tam pazara giderken sarı tüylü adam yanına gelip, “Şehzadem, nereye gidiyorsun?” diye sormuş.



Şehzade de, “Nereye gideceğim? Bir sandık altını yedik bitirdik, kaldık parasız. Elimize birkaç altın geçirebilmek için atı satmaya gidiyorum, diye cevap vermiş.



Sarı tüylü adam, “Şehzadem, bu atı satıp de ne yapacaksın? Onu satacağına bana kırk tane yalan söylersin, ben de sana yirmi bin kuruş veririm,” demiş.



Şehzadenin, “Ben yalan söylemeyi beceremem, bana böyle şey öğretmediler,” demesi üzerine sarı tüylü adam atı kaptığı gibi kaçmış gitmiş; şehzade onun arkasından bakakalmış. Ne yapsın? Oradan tekrar dönüp saraya gelmiş. Gelir ama, sarayda ne yiyecek var, ne içecek bir şey. Bu sefer ortanca şehzade babasının verdiği yuları sırtına vurup, pazarını yolunu tutmuş. Yolda giderken önüne köşe çıkmış. 0 da sarı tüylünün dediği gibi, “Söyle bana kırk yalan, sana yirmi bin kuruş vereyim,” demiş.



Şehzade ona yalan bilmediğini söyler, köse de şehzadenin elinden yuları kaptığı gibi kaçmış gitmiş. Şehzadenin ağzı açık kalmış; o da ağabeyi gibi boş elle dönmüş saraya.



Bu defa iş küçük şehzadeye kalmış. 0 da babasının verdiği üzengiyi alıp pazara gitmiş. Yolda cüceye rastlamış. Cüce bunu görünce, “Aman şehzadem, nereye gidiyorsun”? diye sormuş.



Şehzade olup bitenleri cüceye anlatınca, cüce, “Şehzadem söyle bana kırk yalan söyle sana yirmi bin kuruş vereyim. Hem atı, hem yuları, hem de üzengiyi,” demiş. Şehzade, “Canım, ne bileyim ben yalan nasıl söylenir? Bak, benim başımdan neler geçtiğini sana hikaye edeni. Dün saraydan çıktım, yolda giderken bir adam çıktı karşıma, “ dedi ki: “Şehzadem, müjde isterim, anan dünyaya geldi’ Ben de düşündüm taşındım ,hiç böyle şey olur mu diye inanmadım, ama belki sahidir diyerek hemen elimi koluma götürdüm, bir cevahir çıktı, o adama verdim gitti. Biraz daha yürüdüm, yine bir adam çıktı karşıma. “Oo şehzadem, müjde, is terim;” dedi, ben de, “Ne var?” diye sorunca, “Baban doğdu!” diyerek tekrar elimi öbür koltuğuma soktum, bir cevahir çıktı, onu da bu adama verdim gitti demiş.



“Az gittim uz gittim, dere tepe düz gittim, sonunda bir pazara yardım, baktım ki, bir bozacağı bir çuval darı almış, bana dedi ki: “Al bu darı çuvalını da götür dükkana.” Baktım çuval ağır, götüremeyeceğim, param da yok bir araba tutayım, yine saldım elimi koltuğuma, bir horoz çıktı. Bozacının darısını horozun sırtına yükledim. Horozla birlikte geldik bozacının dükkanına. Baktım ki, çuvalı taşımaktan horozun sırtı yara olmuş. Biraz şeftali yaprağı ile kireç karıştırdım, horozun sırtına sürdüm. 0 gece ben de dükkanda yattım.



“Sabahleyin kalktım, bir de baktım ki, horozun sırtında bostan yetişmiş. Çıkardım bıçağımı, kestim bir karpuz. Derken, bıçağım karpuzun içine düştü. Ben de bıçağı aramak için girdim karpuzun içine, baktım ki, üç tane kazan duruyor, Birinin kenarı kırık, birinin ortası delik, birinin dibi yok. Kestim horozu, kenarı kırık kazanda haşladım, ortası delik kazanda pişirdim, dibi yok kazanda da yedim,” deyince, cüce, bundan daha baskın bir yalancı olmayacağını kabul edip, hem atı, hem yuları, hem üzengiyi, hem de yirmi bin kuruşu şehzadeye vermiş.






Bu sayfay arkadana gnder.

e-Posta Adresin Arkadann e-Posta Adresi



Gelecei gren magazin haber portal >>> gece24.com | Magazin Haber Portal

Sponsor Balantlar


En ok Okunan Masallar

En Son Okunan Masallar

Reytingi Yksek Masallar

Rastgele Masallar

En ok Okunan Tekerlemeler

En ok Okunan Hikayeler

En ok Okunan Masallar

En Reytingli Tekerlemeler

En Reytingli Hikayeler

Anasayfa | Rastgele Masal | Top 100 | Sen De Gnder | letiim
banasiteyap.net herkesemasal.com © 2008 - 2013